![]() |
| Gürgün Karaman |
İslam tarihi, sadece savaşlar, siyasi antlaşmalardan; kelam, tasavvuf, fıkıh gibi ekollerden ibaret değildir. Bazen tek bir ailenin farklı kolları, asırlar boyunca sürecek devasa medeniyet havzalarının temellerini atmıştır.
Bu yazımızdaki hikâyenin merkezinde, Hz. Ali’nin hakemi olarak tanıdığımız ve aynı zamanda sahabi biri olan Ebu Musa el-Eş’ari’nin soyu yer alıyor. Yemen asıllı olan bu aile, bugün İslam dünyasının iki ana damarı olan Eş’ariliği ve Şiiliğinin/İsna Aşeriye’nin kalbi olan Kum şehrini inşa eden asıl aktördür.
Sııfın Savaşı’nda Hz. Ali’nin hakemi Ebu Musa el-Eş’ari, Muaviye’nin hakemi ise Amr b. As’tır. Olayın detaylarına girmeyeceğiz. Bizi burada ilgilendiren şey Ebu Musa el-Eş’ari ailesidir. Ebu Musa el-Eş’ari, Sıffin Savaşı’ndaki "Hakem Olayı" nedeniyle tarih kitaplarında genellikle trajik bir figür olarak resmedilir. O, ümmetin kanı dökülmesin diye siyasetin kızgın ateşinden uzak durmayı, bir nevi "tarafsız kalmayı" seçmişti. Ancak tarih, onun soyu üzerinden oldukça ironik ve ilginç bir senaryo yazdı. Dedesinin bir hakem olarak siyaseten çözemediği "birlik" meselesi, torunları eliyle İslam dünyasının en köklü iki kurumsal yapısına dönüştü.
Kum’un Mimarları: Çölde Yükselen Şii Kalesi
MS 8. yüzyılın başlarında Ebu Musa’nın torunları (Sa'd, Abdullah ve Musa b. Malik), Emevi valisi Haccac’ın baskılarından kaçmak için Kûfe’den ayrılıp İran topraklarına sığındılar. O dönemde yedi küçük köyden ibaret olan Kum bölgesine yerleşen bu aile, bölgenin kaderini değiştirdi. Eş’ariler, Kum’u sıfırdan bir Müslüman şehri olarak planladılar. Surlar ördüler, pazarlar kurdular ve Kûfe’deki şehirleşme tecrübesini buraya taşıyarak İran coğrafyasında Arap ve yerel halkın kaynaştığı ilk büyük model şehri oluşturdular.
Bu aile, Kûfe’den getirdikleri Ehl-i Beyt bağlılığını buraya aşıladılar. İmam Cafer es-Sadık gibi büyük imamlarla yakın ilişkiler kurarak Kum’u "Şia’nın Kûfesi" haline getirdiler. Bugün İran’ın dini ve akademik kalbi olan Kum, temellerini doğrudan Ebu Musa’nın bu “kaçak torunları”na borçludur.
Sünni Dünyanın Aklı: Ebu’l Hasan el-Eş’ari/İmam Eş’ari ve Meşhur Rüyası
Kum kolu, Şiiliği kurumsallaştırırken, ailenin Irak kolundan yaklaşık 200 yıl sonra devrimsel bir isim ön plana çıkar: Ebü’l-Hasan el-Eş’ari. Ebu Musa el-Eşa’ari’nin 9. kuşaktan torunu olan İmam Eş’ari, 40 yaşına kadar akılcı Mutezile ekolünün en parlak savunucusuydu. Ancak hayatı mistik bir kırılmayla değişti. Rivayete göre; Ramazan ayında rüyasında Hz. Peygamber’i gördü. Peygamberimiz ona "Gerçek sünnetime yardım et!" dedi. Bu rüya üç kez tekrarlanınca İmam Eş’ari evine kapandı ve sonunda Basra Camii’nde meşhur bir konuşma yaptı. "Eski inançlarımdan, şu elbiseyi üzerimden çıkarıp attığım gibi soyunup çıktım!" diyerek Mutezile’den ayrıldığını ilan etti. Tarihin cilvesidir, Ebu’l Hasan el-Eş’ari’yi kaybeden Mutezile, 9. yüzyılda bir Eş’ari olan Kadı Abdulcebbar’ı kendi saflarına katarak adate “rövanş” alacaktır. Kadı Abdulcebbar, Mutezile düşüncesinin en parlak düşünürü olmasının ötesinde Mutezili düşünceyi kamil anlamda sistematik olarak inşa eder ve tarihe mühür vurur.
İmam Eş’ari, dedesinin siyasi hakemliğini "entelektüel hakemliğe" taşıdı. “Aklı tamamen reddedenlerle, aklı vahyin önüne koyanlar arasında orta yolu buldu.”Tabi, bu iddia çok su götürür ama konumuz bu değil. Eş’ari sistem, bugün Türkiye’den Endonezya’ya kadar milyonlarca Müslümanın (Şafii, Maliki ve Hanbelilerin büyük çoğunluğu) takip ettiği Eş’ari kelamını oluşturdu. Sünni paradigmanın dört fıkıh ekolünden olanlar, kelamda Eş’ari olmak zorunda iken, Hanefi ekolünden olanlar kelamda Maturidi olmak zorundadır. Şu ironik durumu da belitmeden geçmeyelim: Türkiye toplumu baskın oranda ve popüler anlamda, fıkıhta Hanefi ve kelamda Maturidi olduğunu iddia etse tamamen kelamda baskın oranda ve Eş’ari’dir.
Sonuç olarak Ebu Musa el-Eş’ari’nin ailesi, İslam dünyasının sosyal genetiği gibidir. Bir yanda Şia’nın kalesi Kum, diğer yanda Ehl-i Sünnet’in itikadi kalesi Eş’arilik... Hepsi aynı Yemenli sahabi ailesinde birleşmektedir. Dedesi bir siyasi krizi dindirmeye çalışırken, torunları yüzyıllar sürecek iki farklı medeniyet tasavvurunun mimarı oldular. Tarih bize gösteriyor ki fikirler değişse de kökler baki kalmakta ve bir aile, koskoca bir medeniyetin her iki rengini de boyayabilmektedir.
Kaynakça
TDV İslâm Ansiklopedisi: Ebû Mûsâ el-Eş'arî ve Eş'arî, Ebü'l-Hasan maddeleri.
Belâzürî: Fütûhu’l-Büldân (İran'ın fethi ve Eş'ari yerleşimi).
DergiPark: "Kum Şehrinde Şiiliğin Başlangıcı" ve "Eş'ârîliğin Teşekkülü ve İmam Eş'ârî" akademik makaleleri.
İslam Düşünce Atlası: Ebü’l-Hasan Eş’arî maddesi.

0 Yorumlar