![]() |
| Abdulvahap Sert / Yazar |
[Mehmet Hanifi Arslan & Abdulvahap Sert'in kaleminden "Dengbêjlik Geleneği" yazı dizisi devam ediyor.]
Kahraman tiplemesi:
Sözlü edebiyat geleneği içerisinde yoğrulan destan anlatılarında kahraman tiplemesi en önemli yapı taşıdır. Diğer olaylar ve olay örgüsü kahramanın hal ve hareketleri çerçevesinde gelişip konumlanır. Kahraman karakteri başat bir rolde olup hikâyeyi ete kemiğe büründüren kişidir.
Kahraman eşsiz bir cesarete sahiptir. Sahip olduğu bu cesaret cahil cesareti olmayıp aksine idrakli ve kâmil bir cesarettir. Örnek kişidir kahraman, kurtarıcıdır, koruyucudur, merhametlidir, öngörülüdür, zeki ve ufukludur. Kahramanın diğer insanlarda bulunmayan, ilahi olarak verilmiş olağanüstü güçleri vardır. Ve bu güçler anlatının ana temasında onu seçilmiş bir konumuna yükseltir.
Benzer bir karakteri destanlarda ki ikinci büyük kahraman olan kahraman kadın tiplemesi’nde görmekteyiz. Kadın kahraman hikayenin örgüsüne göre ağırlıklı olarak destan kahramanının sevdiği kadın, nişanlısı hanımı, kızkardeşi ve yahut annesidir. Kahraman kadın tiplemesinde kadın aynı şekilde cesur, yiğit, zeki ve metanetlidir. Sahip olduğu metanet, tecrübe ve kavrayış yeteneğinden dolayı öngörülüdür. Bu öngörüsünden ötürü destan kahramanının en büyük yardımcısı konumuna yerleşir. At binen, kılıç kuşanan gerektiğinde cengaverce savaşan bir karakterdir. Bu yapısal karakteri betimleyen bir kürt atasözünde şöyle der; Şêr şêre ne meye ne nere (Arslan arslandır erkeği dişisi yoktur.)
Örneğin Siyabend u Xece destanında, Siyabend’in savaştığı çetin bir cengaver, ölüp atından yere düşer ve miferi başından çıkıp kızıl saç örgüleri saçılınca Siyabend bir kadın cengaverle savaştığını anlar, üzüntüsünden kahrolur ve günlerce kendisini yererek ağlar.
Ayrıca kahraman kadın tiplemesinde olmazsa olmaz unsurlardan biri de güzellik vurgusu ve algısıdır. Kadın kahraman akıl ve yiğitliğe dair üstün meziyetleriyle birlikte aynı zamanda muazzam bir güzelliğe sahip olarak tasvir edilir. O destanda yiğitliği ile namlı olduğu kadar güzelliği ile de namlıdır. Bu bağlamda eşsiz bir karakter inşa edilmiş olur.
Kürt destanlarında kadın karakterin güzelliği “Xezal” kelimesiyle simgeleştirilmiştir. Bir güzellik sembolu olarak dile yerleşen bu kavram Yunan/Grek mitolojik kültüründe yer alan güzellik sembolü “Helen” kelimesinin tam karşılığıdır.
Destanlarda olağanüstü/ doğaüstü unsurlar:
Destanların yapısal unsurlarından bir de olağanüstü mitolojik unsurlardır. Bunlar destanın hikaye örgüsünde kahramanın diğer insanlardan farklı üstün özelliklerini vurgulamak için başvurulan unsurlardır. Eserin meydan geldiği uzak zamanlardan günümüze özellikle tasvir sanatı üzerinden zengileştirilip geliştirilen bu öğeler yapıta ayrıca bir değer kattığı gibi kahraman algısındaki üstünlük mefhumunu da sarsılmaz bir konuma yerleştirir.
Örneğin Mem’e Alan destanında Mem çıktığı aşk ve ölüm yolculuğunda baştan itibaren Hızır (a.s)’dan yardım alır ve onunla sürekli bir diyalog ve karşılaşma içerisindedir. Hızır (a.s) Mem’i korumaya ve bilmediği bu ölüm yolculuğundan alıkoymaya çalışır. Ayrıca Mem’in atı “Bahre Boze Rewan” da ilahi bir lütuf olarak denizden çıkan olağanüstü bir varlıktır. Mem’in en büyük yardımcısı ve can yoldaşıdır. Yüksek hissiyatıyla Mem’in gözü kulağı kılıcı ve kalkanı konumundadır.
Aynı şekilde Hame Musake, Siyabend (Sihamade Sılîwî), Hasan’e Ali Bage gibi destan kahramanları da Meme Alan gibi olağanüstü yetenek ve unsurlarla donatılmışlardır. Siyabendin atı damırqıre xaybîye (gaybtan gelen demirkır) Hızır (a.s.) tarafından gayptan getirilerek kendisine hediye edilmiştir. Ve Siyabendin kendisiyle beraber anbean hareket eden yirmisi sağında yirmisi solunda olmak üzere kırk savaşcı/can yoldaşı bulunmaktadır.
Hame Musake’nin ve Hasane Alibagenin aynı şekilde kendisine can yoldaşı olan kırkar askeri bulunmaktadır. Bu askerler liderleri olan kahramanlar dışında kimselere görünmezler. Kahramanın yakınları bu askerlerin iz ve işaretlerini görebilmektedir.
Örneğin Şara Musake ağabeyi Hame Musake savaşa gitmek üzere yola düştüğünde kitabı kadimi okuyup dualar etmeye başlamış ve ağabeyinin askerlerinin ağabeyinin ardından yürüyüp yürümediğini görmek istemiş fakat ağabeyinin can yoldaşı olan gaybi askerlerin iz ve işaretlerini görememiştir. Bu durum Hame Musakenin gittiği savaşta ya yaralanacağına ya da öleceğine bir işaret olarak inanılmaktadır. Bu ilahi lütuf aynı zamanda kahramanın seçilmiş kişi olduğunu da gösterir.
Destalarda İşlenen Yapısal Temalar (Tematik Unsurlar):
Destanlarda öne çıkan yapısal ana temalar incelendiğinde kahramanlık ve aşk temasının destanın ana iskeletini oluşturduğu görülür. Destan kahramanının ortaya çıkmasıyla ve onun eliyle, onun etrafında gelişen olaylar bütünü mantıksal bir dizayn ile hikaye edilir. Bir halkın var oluş mücadelesini, yaşadığı savaşları, buna bağlı olarak gerçekleştirdiği göçü/göçleri sürgün ve trajik mağlubiyetleri veyahut elde ettiği büyük zaferleri anlatır. Aynı zamanda trajik aşk hikayeleri kimi zaman kahramanlık destanıyla birlikte kimi zamanda bağımsız olarak kavuşamamış aşıkların acıklı hikayelerini dillendirir.
Destan anlatılarında soyut kültürel unsurlarla birlikte işlenen konudaki halkın ya da halkların sosyolojisine dair belge niteliğinde tanımlamalar yapılarak destanın ait olduğu toplumun yaşamsal öyküsü ile örtüşmesini sağlar.
Tarihsel Zaman ve Mekân (Coğrafi) Unsurlar:
Destanlarda zaman unsuru döngüsel olup başlangıcı belli değildir. Destan bilinmeyen bir zamanda başlar bu anlamda bir efsanenin anlatımındaki girişi gibi bir algı oluşturulur. Ancak kahramanın ve diğer karekterlerin rolleri icabı içinden bulundukları şartlar mekan ve kullandıkları savaş aletleri ünvanlar ve tematik tasvirler destanda bir zaman/tarihlendirme tahmini yapmamızı kolaylaştırılır.
O halkın siyasi ve idari yapısı, hanedan ailenin yapısı ve kendi halkı ile olan ilişki ağı işlenir. Aynı zamanda merkezi otoritenin kahraman ve taraftarlarına karşı tavrı , desteği ve ihaneti açık bir biçimde tasvir edilir. İyi ile kötünün evrensel bir destan teması olarak işlendiği Kürt destanlarında kahraman ve onun yanında yer alanlar iyiyi, siyasi otorite ise ihaneti ve kötülüğü temsil eder. Dolayısıyla tema olarak kahraman, halkı zorba yönetimlere karşı koruyan, kurtaran ve adaleti sağlayan karakterdir.
Mekânsal unsurlar, sembolleşmiş dağlar, mağaralar, yayalalar/zozanlar ve ovalardır. Bilinmeyen bir zaman diliminde destanlarda yaşayan halk yaylalarda, çadırlarda sahip olduğu sürüleri ve toplumsal düzenleriyle birlikte bir bütünlük içinde anlatılır.
Dağlar, özellikle edebiyatta, efsaneleşmiş dağlardır. Şengal Dağı, Karaca Dağ, Süphan Dağı,Ağrı Dağı gibi dağlar, Fırat, Dicle nehirleri, Şengal, Şam, Bağdat, Urfa (Ruha-Rahîl), Halep, Cizre, Van, Bitlis, Hatay, Adıyaman, Malatya, Diyarbakır, Ankara İstanbul, Tebriz, Revan, Mardin, Siirt, Batman ve bazı kutsal mekanlar (Mekke, Medine) ile birlikte adı geçen bazı ziyaretgahlar işlenen coğrafi ve efsanevi unsurlardır.
Dengbêj Mahmut Çınar
Mübalağa sanatı:
Destanın işlenmesi ve icrası sırasında dengbejin ufkuna ve kabiliyetine bağlı olarak destan kahramanı, atı, kahramanın sahip olduğu donanım ve yetenekler mübalağa edilerek anlatılır. Bu edebi bir yetenek olmakla birlikte sıradışı bir ilgiçekiçiliği de içinde barındırır.
Normal şartlar altında dinleyici özümsediği kahramanı sıradışı üstün bir güç olarak görmek ister. Dengbêj de bu pisikolojik beklentinin bilincindedir. Bu bağlamda dinleyiciyi coşturacak tasvirlerle müblağa sanatını büyük bir cürretkarlıkla işler icrasında.
Örneğin Kahramanın karşısına çıkan düşman asker sayısı yüzlerle, binlerle ifade edilir. Kahraman can yoldaşı efsanevi atıyla, daha önce kimsenin aşamadığı dağları aşar kimsenin geçemediği nehirleri geçer. Kimsenin karşısına çıkmaya cesaret edemediği düşman cengaverlerini bir darbe ile yere serer.
Kahramanın kılıcı en keskin kılıç olup düşmana çalındığında onların gövdelerini ikiye böler. Mızrağı ve oku en çetin zırhları bile delerek düşmanın ciğerine kadar girer. Atı olağanüstü bir varlık olarak kahramanın canından candır, adeta ikisi bir canlı imişçesine savaşırlar. Dar ve zor vakitlerde sahibini yani kahramanı dardan kurtarması gerektiğinde hiçbir beşeri varlık ve teçhizat onu durduramaz, yakalamaya güç yetiremez. O kahramanı yani süvarisini kurtaracak mutlaka bir kudrete sahiptir.
Tabi buna karşılık düşmanın kabiliyeti, kılıcı ve atı yerilir, her anlamda yetersizliği, korkkaklığı tasvir edilerek vurgulanır.
Manzum ve Mensur
Anlatım Perdeleri:
Destan icralarında dengbêj söze genellikle mensur bir anlatımla başlar. Hikayenin/efsanenin ana unsurlarını yani yapısal unsurlarını özetle dinleyiciye tanıtark bir ön hazırlık yapar. Sonra sazının perdelerene vurmaya başlayarak manzum icrasına başlar.
Hikayeyi zaman mekan ve dinleyici unsuruna göre uzun veya kısa tutabilir. Zira destan anlatıları esasta çok uzun anlatılardır. Dengbêj duruma ve şartlara göre en çarpcı bölümlerin icarsını takdim eder.
Müzikalite ve Şiirsellik:
Destan anlatılarında manzum ve mensur anlatım biçmleri bir arada işlenir. Kimi perde aralarında dengbêj/ozan yeni bir bölüme geçmek için manzum icraya ara verek, mensur bir anlatım yaparak yeni ve başka bir aşamaya geçildiğini beyan eder.
Müziğin başatan sona eşlik ettiği icralarda her sahne müzikle başlar. Mısralar birbirini takip eden nakarat geçişleriyle işlenir. Mısra sayısında belirli bir sayı düzeni bulunmaz, sahnenin hacmine göre mısraların sayısı artar ya da eksilir. Ancak işlenen sahnedeki mısralar mutlak surette kafiyelidir. Kafiye düzeni dolgu mısrasıyla inşa edilerek anlatının sahnesine göre ayarlanır ve o sahne başladığı kafiye ile biter. Bir sonraki sahne başka bir kafiye ile aynı sistematik düzen içinde devam eder.
Klasik destan/kılam icrasında modern esrelerin sahip olduğu mısra ve kıta düzeni bulunmaz ve bu icra biçimi klasik kürt müziğinde en kadim ve yaygın icra tarzıdır

0 Yorumlar